Share
selcuk.aral 11:14am, 7 December 2008
Bir Facebook Story

#5 Mehmet Cetinmen (Dervis-Mehmet), #11 Mehmet Tekyildiz (Bakkal-Mehmet), #10 Zeynel Selmanoglu ve #14 ben

Sevgili Enstantene'ciler !

Son günlerde, ne zaman mail’lerime baksam: Mutlaka (e-mail-adresimi nasil ellerine gecirmisler bilmiyorum) o veya bu siteye davet eden cogunlugu *kapisinda kirmizi laterna asili* spam olan davetiyelere rasliyorum. Gerek virüs korkusundan gerekse ve kendime *o bicim* arkadas aramadigim icin bu gibi mail’leri en kisa yoldan, fazla dokunmadan (etrafima bulasmadan) delete ediveriyorum.

Ama öbür taraftan, daha fazla, saga-sola dalbudak salmak istemedigim icin güvenilir, tanidik kisilerden gelenlerine de pek kolay kolay evet demiyorum. Esasen benim tanidigim, kullandigim, bana yetiyor ve daha fazlasini istemiyor, aradigim kisiyi bulacagim yeri biliyorum.

Gecenlerde google’de hosuma giden bir resme rasliyor ve sahibini benim siteye (www.kinaliada.net) davet etmek icin takip ediyorum. Neticede kendimi ister istemez facebook’ta buluveriyorum. Icerisi daha evvelki sitem, wowturkey’den tanidigim, uzun zamandir konusup/haberlesmedigim bir sürü arkadaslarimla dolu. Bir cirpida birkaciyla selamlasiyorum.

Aradan bir kac gün geciyor. Aklima aniden, izini kaybettigim, bütün aramalarima ragmen bulamadigim, göbek adi *Dervis* ismini kullandigim icin kendisini oldum olasi gicik ettigim, cocukluk, genclik, mahalle ve kulüpten arkadasim Mehmet Cetinmen’i aramak geliyor. Ismini search etmemle birlikte *Dervis* aniden resmiyle birlikte karsima cikiveriyor. Gözlerime inanamiyorum. Biraz saci sakali agarmis, gözünde gözlükler. Ama ta kendisi. Derhal bir mail atiyorum.

Aradan daha bir saat gecmeden cevap geliyor. Birkac cümleyle son senelerde nerede oldugunu, neler yaptigini yaziveriyor. Megerse nerdeyse yedi seneyi askin bir zamandan beri Bodrum’da yasiyormus. Orada ev alarak Istanbul’u terketmis. Kendi kendime *oglum Selcuk sen daha cok ararsin* diyorum. O da beni ara(t)mis. Aklima aniden Kinali’daki telefonun benim üzerime olmadigi geliyor. Yillar önce ödenmeyen (kisin oturan yok ki haberimiz olsun) kücük bir faturadan dolayi Dervis’in firmasi (Hahaha… Mehmet Cetinmen, Özellestirilmeden önce PTT’nin Tahtakale’deki telefon santralinin seflerinden birisiydi) beni atmis. Kizkardesim’de numara degismesin diye mecburen telefonu kendi üzerine yaptirmisti ve bu durum bugüne kadar hala ayni sekilde devam etmekte.

Isin komik tarafi benim 2000-2003 seneleri yazlarinda, hemen hemen bütün sezon boyunca, Gümüslükle Yalikavak arasinda kurulmakta olan bir Türk/Alman tatil köyünün yöneticisi olarak Bodrum’da yasamis bulunmam.

Belki, aksamlari, Barlar Sokaginin, mac veya sinema sonrasi benzeri mahseri kalabalikliginda, birbirimize degecek kadar teget gecip, ayni cafe veya lokantanin degisik bölümlerinde ickimizi yudumladik ama birbirimizi göremedik.

Kismet bugüney’mis. Tesekkürler Facebook.

Seni kucaklarim Mehmet Dervis Cetinmen. Sizleri de sevgili Enstanteneciler: Hepinizin Kurban Bayramini Kutlarim !!!

Selcuk Aral
admin
CengiZ Aßi 12 years ago
Harika makalelerinin devamini bekliyorum Üstat... ☺ iyi bayramlar... ☺
selcuk.aral 12 years ago
Varan 2: (# 10 = Bakkal-Mehmet) veya Fraulein Veynsteyn !

Sevgili Enstanteneciler !

Sanirim hanimla henüz daha evlenmedigimiz, ilerde mizikcilik yapmasin diye, kendisine Selcugun hangi kavuktan cikip Almanya geldigini, yerinde gösterdigim, devreler. Muhtemelen yaz tatilini gecirmek icin bir kac haftaligina Istanbuldayiz.

Son dakikada annem bana bir davetiye uzatarak: Uzun zamandan beri görüsemedigim cocukluk arkadasim Bakkal Mehmet’in (<- babasinin Fatih-Malta duraginda bakkal dükkani vardi) uzun vadeli aski Sheli ile Sehzadebasinda bir nikah salonunda, Istanbul Belediyesi binasina bitisik, etrafi cepe-cevre, nikahmalzemesi, daha cok nikah, yani badem sekeri satan, davetiye basan, gelinlik, tül, sal ivir-zivir satan (tesettürlü-gelinlik henüz icad edilmememisti, belki vardi da Fatih’e girmemisti) dükkanlarla cevrili bir binada evlilik törenleri oldugunu, söylüyordu.

Istanbula gelirken, her zaman olaganüstü durumlarda kullanilmak üzere, beraberimizde getirdigimiz, hediyelerden birisini kapip, damatliklari cekerek solugu orada aliyoruz.

Aman Allahim, o ne kalabalik. Etraf, cesit cesit kiyafetler giymis, damat ve gelinlerle dolu. Kim, kimin davetlisi, hangi cift, hangi dügüne ait, bilmek, anlayabilmek imkan dahilinde degil.

Sanki nikah salonunda degiliz de, Yeni Melek Sinemasinin film sonrasi cikisinda veya Mithatpasa Stadyumunun dagilisindayiz. Eminim davetlilerin büyük bir kismi Helvaci Baba’yi (o tarihlerde Sehzade Camisi avlusunda mezari vardi sonradan kaldirildi) ziyarete gelenlerden, helva toplamaya gelmis, dönüste kisa-günün kari düsüncesiyle, badem-sekerine de ugramayi ihmal etmeyen, belesciler olmali. Yani asiri bir sicaklikta – mahseri bir kalabalik.

Iste böyle bir atmosferde siramizi beklerken, elimdeki davetiye bir göz atiyorum. Üzerinde „Oglumuz Mehmet Tekyildiz ile kizimiz Sheli Veynsteyn’in nikahina …“ baslayan ve devam eden gayet normal bir davetiye. Yalniz gözüme kizin Türkce yazilmis soyadi ilisiyor. Bundan bir kac yil önce olsa hic bir seyin farkinda olmayacagim. Lakin artik Almanca ögrendim ve yaziya ister istemez (refleks olarak) baska gözle bakiyorum. Almancada Wein (sarap), Stein (tas) anlamina geliyor. Yani ikisi beraber okununca bizim Veynsteyn, Weinstein yani Saraptasi oluveriyor. Hahaha…

Herneyse biraz sonra bizim damat Bakkal Mehmet (# 10, Saclar alabros), Sheli’sini koluna takmis meydana cikiyor. Inanin bizimdir diye söylemiyorum: Adeta Hollywood’luk bir cift. Kapi gibi oglan – harukulade güzel bir kiz. Simdilerde olsa *En güzel gelin/damat bizimkisi* diye tezahurat yapar diger ciftlere nispet ederdik.

Ha söylemeyi unuttum, benim oglan cok yakinda evden tasinacak, kendi evini tuttu, etrafi toplayip, bosalan yerleri istilaya hazirlaniyorum, elime orasi burasi kivrilmis, oldukca sararmis bir kagit geciyor, üzerinde Bakkal-Mehmet’in Cenevre’deki adresi var. Üc gün önce ona telefon ediyorum. Telefonu acmasiyla karsima cikmasi ayni anda oluyor. Sevinc icindeyiz konusmamiza telefonla baslayip – MSN ile devam ediyoruz.

Tabiki derhal Dervis-Mehmet’den de ona bahsediyorum hemen yazisiyoruz. Su an üc cocukluk arkadasi bir araya geldik. Dördüncümüz Melih’te hazirlik asamasinda, cok yakinda onuda bulacagiz.

Icimizde ki en Istanbul-Kromuz (Dis Doktoru, Hahaha…) Melih megerse internetten pek anlamazmis, ama cok yakinda Fransa’da tahsildeki kizi, yilbasi tatiline Istanbula geliyormus ve kendisine yol gösterecekmis. Hahaha…

Hey gidi koca dünya …

Hosca ve dostca kalin sevgili Enstanteneciler !

Selcuk Aral
selcuk.aral Posted 12 years ago. Edited by selcuk.aral (member) 12 years ago


Varan 3: Melihi’de bulduk. (aynen degistirmeden yaziyorum)

Bir kac gün önce Facebook’a girmemle birlikte, gözüme arkadaslik teklif eden saci-basi agarmis bir adam carpiyor. Kafamdan kim acaba diye bir soru gecerken, kilik-kiyafeti düzgün, yasi kemale ermis (bende itimat uyandiran) kisiye okey’imi veriyorum. Ya bu soyadi bana hic yabanci gelmiyor, bir yerden taniyor gibilerinden düsünürken, ayni sahistan bir mesaj geliyor.


- Ben Melih'in kızı Neşe. Babam'ın facebook hesabını ben şu anda açtım, kendisi daha kullanmayı bilmiyor o yüzden cevap alamazsanız merak etmeyin.
- Hahaha… Derhal uyaniyor ve cevabimi yapistiriyorum: Sevgili Nese ! Yardimlarin icin cok tesekkürler. Bizi cok sevindirdin. Benim senin dünyada oldugundan haberim yoktu. Senin baban olan adam oldum olasi kizkardesimin etrafinda dolasir dururdu. Korkudan yillarca yanina yaklasamadim. Hahaha...
- Beni mesajınızla çok güldürdünüz, babamın bu resmini görmek bana yıllarca yeter. Sizin kızkardeşinizi beğeniyor olması beni daha da güldürdü :) Fakat babam fotografta alt soldan 3cü olan mı? Babam ayrıca sizin de çocuğunuz varmı diye oturduğu yerden bana sor kızım diyor.
- Var. Daniel (24), O da biraz sonra evden tasiniyor. Kiz olsaydi (tursusunu kurmazdim ama) ya konserve ya da recel yapar hayatta ele-güne vermezdim. NOT: Baban o gün kaytardigi icin resimde yok.
- Benimle aynı yaşta, ama sizin iyiki kızınız olmamış yoksa turşu olurdu (diyor babam) :) Annemle bizde öyle dedik ama babam "ben kendimi tanıdım" dedi. Şu anda gözümde güzlüğüm yoktu diye kendini düze çıkarmaya çalışsada babamı benim kadar tanıyosunuzdur bence. Hahaha
- Baban boyu icabi basketbolden daha cok kendine daha yakisan bir spor hastasiydi. Mahallede en kiyak bisiklet (automoto <- galiba pequet'in benzeri) ondaydi. Ne üzerinden iner, ne de elimizi sürmemize izin verirdi. Üstelik hepimizin hayrani oldugumuz (bizden bir kac yas daha yasli) delikanli Tarzan Cüneyt onun abisiydi.
- Zaten basketbol oynuyor olması bana da çok komik gelmişti. Ama TARZAN Cüneyt gerçekten çok komik bir takma admış. Babam ADELE Cüneyt derlerdi de diyor. Babamın o bisikletinin ününü bende duymuştum.
- Haaa... bir sey daha anlatmayi unuttum. Söyleyim de bari annen rahat etsin (<-- Babanda dövünsün). Hahaha...Nilgün (kizkardesim, 50) en sonunda gidip bir dis doktoruyla evlenmesin mi ? Hahaha... (26 yasinda bir kizi var).Oglum damadin muayenehanesi Bahariye'de. Sen gider Kelekburgaz'da (S.A. Notu: Melihin muayenehanesi Kemerburgaz’da) yer acarsan sana biz NAH kiz veririz. Hahaha...
- Bu haberin üzerine annem düvündü "keşke damatları Melih olsaydı diye" babam ise rahat etti ve damadın adını soruyorlar tanırlar belki diye.
- Yekta Oguz Soylu www.flickr.com/photos/21260213@N02/

Hahaha…

Selcuk Aral


000000
selcuk.aral 12 years ago
#10: Zdenko Selmanovic

Simdi sira 10 numarali oyuncuyu bulmaya geldi. Fotografin cekildigi tarihlerde ismi Zeynel Selmanoglu’ydu. Vefa’dan sonra bir süre Fenerbahce’de top kosturan Zeynel (Zenko) daha sonralari Trieste’ye (Italya) yerlesmis. Ve uzun seneler sonra ismini Zdenko Selmanovic’e cevirterek (parcalanmadan kisa bir zaman önce) Yugoslav vatandasligina gecmisti.

80’li senelerde kendisini Italya da bulup görüsmüs, hatta beni Almanya’ya ziyarete bile gelmisti. Yugoslavya harbinden sonra ise irtibatimiz tekrar kopmustu. Elimdeki telefon numarasi (Bakkal Mehmet’in aksine) cevap vermiyor.

Zeynel’in cok kücükken bir defa gördügüm Belgrad’ta yasayan bir kizi vardi. Facebook’ta onun ismini vererek yaptigim arastirmada (gencleri Facebook’ta bulabilmek daha büyük bir ihtimal) ayni isimden iki kisi buldum. Ve her ikisini de *Zenko baban mi?* diye e-mail attim. Simdi merakla neticeyi bekliyorum.

Haber cikarsa (aramizda ayri-gayri mi var) tabiki size de bildirecegim.

Iyi bir hafta sonu dilegiyle Hosca ve herzaman dostca kalin.

Selcuk Aral


NOT: Sayet onu da bulursam artik (Avrupa Karmasi) ilk bes'i (starting-five) kurdum demektir. Siz kabul ederseniz biz coktan Istanbul'da bir *mahalle macina* haziriz. Hahaha...
selcuk.aral Posted 12 years ago. Edited by selcuk.aral (member) 12 years ago


Is he your father? I search my childhood friend. He lives in Trieste in Italy.
I now. He has a daughter in Belgrade and her name is Natasa.
I think: She must 26 years old.

Please you can say to me.

- Yes I am his daughter :) he is not on the facebook.
- I can give you his phone number if you want.
Groups Beta